Toplam 1 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 1 arasi kadar sonuc gösteriliyor
  1. #1
    Nahit - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Durum: Nahit âíå ôîğóìà
    Üyelik tarihi : 11.Nisan.2009
    Mesajlar : 1,048
    Tecrübe Puanı : 0
    Array

     

    Otistik Birey ya da Ailesi Olmak

    images/yorumlarinizi.png


     

    Otizm yalnızlık demek. “Normaller” cephesinden bakıldığında en iyi olasılıkla; kendine dönük yaşayan sosyal kurallara uyum gösteremeyen sözel ya da bedensel iletişim yöntemleri ile sağlıklı bir ilişki geliştiremeyen kısıtlı ilgi alanlarına sahip zor ya da biraz garip kişiler olarak tanımlanan otistikler için durumun bu kadar kolay olduğunu düşünmek biraz fazla iyimser bir yaklaşım olurdu. Kendini ifade edebilen otistiklerin anlatımlarından da anlıyoruz ki onlar kurallarını bizim belirlediğimiz dünyada bizlerin nelere kızıp nelerden hoşlandığımızı bilemeden neyin doğru neyin yanlış kabul edildiğini algılayamadan hatta çoklukla dilimizi bile anlayamadan bir tür varolma çabası verirler (Örn. Gerçek Bir İnsan Gunilla Gerland Süper İyi Günler Mark Haddon). Üstelik onların da kızdıkları hoşlandıkları şeyler var ama biz bunlara “takıntılar” diyoruz. İstediklerini elde etmek için ısrar ettiklerinde de inatçı krizi tuttu gibi adlandırmalarımız var onlar için çünkü kendilerini ifade edebilecek sözcükleri yok. Biz doğruyuz çünkü çoğunluk olan taraf bizleriz yalnız olan ise o. Ve yanlış... Sürdürdüğü yaşam biçimi zaten yalnızlık üzerine kurulu ama bir de uyum gösteremediği bizlerin dünyasında söz konusu durumlardan dolayı kendisini yalnız hissetmesi ya da anlatamaması durumu var ki o da bu yazının konusu.

    Ailelerin durumu da yalnızlığın bir başka boyutu belki içinde çaresizliğin kimi zaman yılgınlığın bazen de müthiş bir mücadelenin barındığı bir yalnızlık türü...Çocuğun durumunu kabullenmeli mi ilaç tedavisi denenmeli mi onu bir an önce “kazanabilmek” için nasıl eğitim vermeli peki dışarıya çıktıklarında onu tehlikelerden nasıl korumalı ya insanların tepkileri? Bu noktada en çok gereksindikleri ise hiç kuşkusuz umut…

    Otistik bir bireyin ailesi olmak zihin ve beden yorgunluğunun iç içe geçtiği sürekli kendiyle ve “yazgısıyla” hesaplaşmanın olduğu anlatılması ifade edilebilmesi çok güç bir durum... Aslında bunların hepsi diğer özel gereksinimli grupları için de geçerli ve siz 3 temel kaygıyı taşırsınız içinizde: ona anne-babalık etme kaygısı kendi özel durumuna en uygun eğitimi ve tedaviyi uygulayamama kaygısı eğer size bir şey olursa onun bağımsız yaşamını sürdüremeyeceği ve kimsenin sahiplenmeyeceği kaygısı. İçinde bulundukları ortamın geçerli yaşam pratikleri ile birlikte düşünüldüğünde özel gereksinimli ya da otistik bir çocuğa sahip olmak ömürlerinin en zorlu deneyimidir aileler için. Örneğin sürekli bağırıp ağlayan otistik bir çocuk düşünün ve kendinizi ailenin yerine koyun: Ağrıyan bir yeri mi var yoksa dişi mi? Peki ya karnı açsa? Siz seçenekler sunarsınız ve o iyice bağırmaya başlar çünkü rahatsız eden şey sizin sandıklarınızın hiçbiri olmayabilir. Belki bir sözcük ya da bakış takılıp kalmıştır aklına ya da gitmek istediği bir yer vardır ve size söylemediği için bilemezsiniz. Bu sözünü ettiğim durum evde yolda ya da çarşıda başınıza gelebilir ve siz ailesi olarak ona yardımcı olamamanın yanında çevrenin rahatsızlığından dolayı ek bir kaygı taşırsınız içinizde. Onunla bir lokanta ya da alışveriş merkezine gitmek çevreden insanların bakışlarına ya da uyarılarına hazır olmak demektir sizin için. Ve siz çaresizlik içinde kıvranırsınız...

    Birbirinizle kendi iç sesinizle ve bazen de tüm dünya ile kavga edersiniz. Onu daha fazla zorlamayalım kendi dünyasında rahat bırakalım otizmini yaşasın dersiniz kimi zaman. Ama en azından temel gereksinimlerini karşılayabilme düzeyinde kendi kendine yetebilir duruma gelebilmesi için eğitim alması şart. Eğitimi reddetmesi görmezden gelmesi ya da tanım yerindeyse pasif direnişe geçmesi ise çok fazla olası.

    Onun her an tehlike içinde olduğunu çünkü savunmasız olduğunu ya da kendini korumaktan yoksun olduğunu bilirsiniz öyle ki kabusunuz olur bu sizin. Otistik çocuk anneleri çocuklarından önce ölmek istemezler çünkü “ardımızdan onu emanet edebileceğimiz kimse olmadığını biliyoruz” diye düşünürler. Hangi anne evladının kendinden ölmesini iste oysa. İşte bu böyle bir çaresizlik... Aile yakınlarının desteği oldukça önemli ama o da bir noktada yetersiz kalmak ya da tıkanmak zorunda. Çünkü herkesin bir hayatı var ve “o” herkesin ve her şeyin ötesinde “sizin” çocuğunuz. Onun birincil gereksindiği insanlar kendi anne babası sizin ise tüm yaşamınız artık onun üzerine kurulu. Bıksanız da yorulsanız da kızsanız da onu korumak zorundasınız vazgeçme şansınız yok.



    Otistiklerin dünyasına girebilmek zor neler düşündüğünü anlamaya çalışmak bizler için yorucu Bizim beklentilerimiz onun için ne kadar anlamlı bilinmez onun ve ailesinin bizlerden anlayış beklediği açık. Acıma korkma öfke dışlama ya da duyarsız kalma gibi toplumsal bilinçsizlikten kaynaklanan olumsuz yaklaşımların kimseye faydası yok. Yeterince güç bir yaşam onların payına düşen ve yorucu... Belki herkesin bir an için kendini onların yerine koyup karşı kıyıdan bakmayı denemesi ve onları anlamaya çalışması en azından kendilerini daha az yalnız hissetmelerini sağlayacaktır.



    Elmira ELGEZDİ



    Facebook Sayfamızı Begen | Dil Seçimi / Language selection

Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Sosyal Bağlantılar

Sosyal Bağlantılar

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

 

 

  • Çocuk Şarkıları | Kikirdak Çocuk | Sap Kursu | Non Stop Konya | Dizi Haber |
  •