Sayfa 1 Toplam 5 Sayfadan 123 ... SonuncuSonuncu
Toplam 23 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 5 arasi kadar sonuc gösteriliyor

 

 

 

Konu: Edebiyat sözlügü

  1. #1
    Combekibot - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Durum: Combekibot âíå ôîğóìà
    Üyelik tarihi : 02.Ekim.2003
    Yaşı: 28
    Mesajlar : 58
    Tecrübe Puanı : 0
    Array

     

    120x 600

    Edebiyat sözlügü

    images/yorumlarinizi.png
    A


    ABSOLUTIZM
    Mutlakçilik. Herhangi bir eserde ya da ilkede bir ebedinin varligina ve degismezligine inanmak eseri ya da ilkeyi bu degismeze göre incelemek.

    AÇIK HECE
    Türkçe sözcüklerde sesli harf ile belirtilen kisa heceler. Örnegin a-na-do-lu a-si-la-ma gibi. Arapça ve Farsça’da ise sözcüklerde sesli harflerle yazilmayip hareke ile gösterilen kisa hecelere verilen isim. Örnegin ka-de-me ha-se-ne gibi. Aruz vezninde bütün açik heceler kisa hece olarak kabul edilir.

    AÇIKLAMA
    Edebi bir eseri genis okuyucu kitleleri için anlasilabilir hale getirmek için yapilan yazili çalismalar. Sanatçilar eserlerinde anlami herkes tarafindan bilinmeyen sözcükler deyimler durumlar ve düsüncelerle sanatlar kullanir. Bunlarin her biri bir olay bir durum ya da düsünceyi ifade eder. Okuyucu bunlari çözmeden eserin bütününü anlayamaz. Açiklamanin amaci bu anlamayi saglamaktir.

    AÇIKLIK
    Bir metinde belirtilmek istenen duygu ve düsüncelerin kolay anlasilir herhangi bir ek yoruma açiklamaya gerek kalmadan kavranilabilir olmasidir.

    ADAPTE
    Herhangi bir dilde yazilmis bir eseri baska bir dile yer ve kisi adlarini degistirerek olaylari örf ve adet duyus ve düsünüs bakimindan aktarildigi dili konusanlarin hayatina uygulamak yöntemli serbest çeviri tarzidir. Türk edebiyatinda daha çok tiyatro eserlerinde kullanilir. Örnegin Tanzimat edebiyati yazarlarindan Ahmet Vefik Pasa’nin Moliere’den yaptigi adapteler gibi.

    ADAPTASYON
    Farkli türde bir eserin (roman öykü ani gibi) sahne veya sinemaya uyarlanmasi ya da farkli türde bir eserden (roman destan öykü gibi) farkli bir edebi eser (örnegin oyun) meydana getirilmesidir.

    AED
    Eski Yunanlilarda siirlerini lirle söyleyen saz sairlerine verilen ad.

    AFROZIM
    Çesitli konularda mutlak bilinmesi gereken ana özellikleri kisa açik ve anlasilir bir biçimde anlatma sanati. Yazarlarin derin anlam yüklü vecizelerine de afrozim denir.

    AGIZ
    Bir anadilin herhangi bir sivesi içinde var olan söyleyis farkidir. Agizlarda dilbilgisi ve sözcükler farkli degildir ancak bazi sesler degisik söylenir. Rumeli agzi Karadeniz agzi gibi.

    AHREB ve AHREM
    Rubai vezinlerinin ana ölçüsüdür. Mef’ulü ile baslayanlara ahreb mef’ulün ile baslayanlara ahrem denir.

    AHSENÜ’L KASAS
    Kissalarin hikayelerin en güzeli. Bu deyim Kur’an-i Kerim’de Yusuf Suresi’nde geçen Yusuf kissasini anlatir.

    AKD Ü HALL
    Dügümleme ve çözülme. Divan edebiyatinda nesir bir eseri nazma çevirmeye akd nazim bir eseri nesire çevirmeye hall denir.

    AKICILIK
    Sözcük ve cümlelerin dile takilmadan kolayca okunabilmesi için anlatilmak istenen düsüncenin rahatlikla anlasilir sekilde ifade edilmesi. Akicilik düsüncelerin bir düzenleme kapsaminda siralanmasi bu düsüncenin herkes tarafindan bilinen ve kolay söylenebilen sözcüklerle anlatilmasi cümlelerin kisa ve yapi bakimindan dogru olmasi ile saglanir. Akicilik içerikten çok bir üslup özelligidir.

    AKROSTIS
    Bir siirde dizelerin ilk harflerinin yukaridan asagiya dogru siralandiginda anlamli bir sözcük meydana getirmesi. Divan edebiyatinda akrostis’e muvassah ya da istihrac denir. Eski Yunan ve Latin edebiyatinda ise akrostis "üç dize" anlamina gelir.
    Örnegin:
    Varolan bir sen bir ben bir de bu bahar
    Elden ne gelir ki? Güzelsin gençligin var
    Dünyada askimiz ölüm gibi mukaddes
    Inan ki bir daha geri gelmez bu günler
    Âlemde bu andir bize dost esen rüzgar
    Cahit Sitki Taranci
    Siirin dizelerinin ilk sözcükleri alt alta okundugunda "VEDIA" ismi çikiyor.

    AKS AKIS
    Bir cümlede bir dizede iki sözcügün ya da sözcük topluluklarinin yerleri degistirilerek yapilan söz sanati. Cümle ya da dizede bir sözcük digerinin önüne ya da arkasina getirilerek cümle ya da dize tekrarlanir. Tard ü aks veya aks ü tebdil de denir. Aks-i tam (tam akis) aks-i nakis (eks_k akis) olmak üzere iki türü var.
    Aks-i tam cümle ya da dizenin anlamli iki parçasi kalip halinde yer degistirir ekleme ve çikarma yapilmaz. Örnegin:

    Mümkün degil Hudâyi bilmek de bilmemek de
    Mâtem görünür sâdi sâdi görünür mâtem

    Aks-i nakis Cümle ya da dizelerde anlamli sözcük topluluklarinin yerlerinin bazi ekleme ve çikarmalar yaparak degistirilmesi yöntemidir. Örnegin:

    Hayran oluyor kudretine sun’una insan
    Hayran oluyor kudretine sun’una hayran
    Ismail Safa

    Gelse der-gâhina ikrâm görürler küremâ
    Kürema dergehine gelse görürler ikrâm
    Ziya Pasa

    AKSAN
    Vurgu demektir. Söyleyis farkini belirtmek için bazi seslerin üzerine konur.

    AKS-I MÜFRED
    Bir sözcükteki harflerin sondan basa dogru alinmasi halinde yine anlamli bir sözcügün meydana gelmesidir. Örnegin ayak-kaya gibi.

    AKSIYON
    Bir edebi eserde olgularin akisidir. Örnegin bir romandaki aksiyon tanimlama düsünce ve moral bölümlerinin çikarilmasindan sonra kalan olaylardir.

    ALAKA
    Ilgi. Bir sözcügü gerçek anlaminin disinda bir anlamda (mecazi) kullanmak için düsünülen ilgiye alaka denir. Edebi sanatlarin çogunda bu durum söz konusudur. Bu iliski ne kadar uygun olursa edebi sanat o derece yerinde ve güzel sayilir.


    ALEGORI
    Bir düsüncenin canli bir varlik olarak anlatilmasi. Soyut bir düsünceyi heykel ya da resim ile göstermek gibi. Örnegin adalet düsüncesinin gözü bagli ve elinde terazi bulunan bir kadinla anlatilmasi gibi.

    ALITERASYON
    Siir ya da düzyazida bir uyum yaratmak amaciyla ayni sesleri tasiyan sözcükleri sik sik ve art arda tekrarlamak. Örnegin:
    Seherlerde seyre koyuldum semayi deryayi
    Tevfik Fikret

    Karsi yatan karli kara daglar kayiptir.
    Dede Korkut

    ANA DUYGU
    Bir düsünceden çok bir duyguyu dile getirmek okuyucu ya da dinleyiciye hissettirmek onlarin benliginde yasatmak amaçli yazi ya da konusmalarin öne çikarmak istedigi asil duyguyu anlatir. Ana duygu bir metnin özünü olusturur. Metinde bu duyguyu destekler haldeki bütün yardimci duygu ve düsünceler hep ana duyguya baglanarak onun daha anlasir ve duyulur olmasini saglar. Ana duygu konu anlamina gelmez. Konu anlatilan sey ana duygu ise bu anlatilanlardan çikan sonuçtur.

    ANA FIKIR
    Belirli bir konuda yazilmis eserlerin temelini olusturan ve okuyucuya verilmek istenen asil düsünce.

    ANAGRAM
    Bir sözcükteki harfleri kullanarak baska bir sözcük kurmak. Örnegin sahip anlamindaki "malik" sözcügü ile tamamlamak anlamindaki "ikmal" sözcügü kurulabilir. Anagram çogunlukla özel isimlerde yapilir. Gerçek isim yerine o isimdeki harflerle yapilan bir baska isim kullanilir.

    ANAKRONIZM
    Meydana gelis tarihi kesin olarak bilinen bir olayi yasadigi zaman belli olan bir kisiyi degisik bir tarihte gerçeklesmis ya da yasamis gibi gösterme. Örnegin Nasrettin Hoca’nin Timur ile ilgili fikralari gibi. Anakronizm bilgi eks_kliginden kaynaklanabilir ya da bir amaç için bilinçli olarak yapilabilir.

    ANALIZ
    Bir bütünü parçalarina ayirarak detayli inceleme. Bir edebi eserin analizi olaylarin kisilerin ve üsluplarin ayri ayri incelenmesi yöntemiyle yapilir. Analizden çikarilan sonuç bir tartisma konusu olursa bu duruma elestiri (tenkit) denir.

    ANEKDOT
    Bir edebi eserde anlatilan bir olayin basli basina ayri bir bütünlük gösteren parçasidir. Kisa hikaye fikra menkibe anlamlarini da tasir.

    ANJANBMAN
    Siirde cümlelerin bir dize ya da beyitte bitmeyip diger dize beyit veya bendlere kaymasidir. Türk siirine Fransiz siirinden geçti. Servet-i Fünun döneminde yayginlasti. Düzyaziyi siire yaklastiran önemli bir üsluptur. Örnegin:

    Geçen aksam eve geldim. Dediler:
    Seyfi Baba
    Hastalanmis yatiyormus.
    - Nesi varmis acaba?
    - Bilmeyiz oglu haber verdi
    geçerken bu sabah.
    - Keske ben evde olaydim... Esef
    ettim. Vah vah!
    Bir fener yok mu verin... Nerde
    sopam?
    Kiz çabuk ol...
    Gecikirsem kalirim beklemeyin. Zira
    yol
    Hem uzun hem de bataktir...
    Mehmed Âkif

    ANLAM
    Her sözcügün anlattigi düsünce. Sözcükler birden fazla anlama gelebilir. Bu durumda anlamlardan biri öz anlam digerleri mecaz anlamdir. Sözcükler zamanla yeni anlamlar alarak zenginlesebilir. Zamanla anlamlarinin kaybetmelerine anlam daralmasi denir. Dar anlami bulunan sözcüklerin anlamlarinin genislemesine de anlam genislemesi denir.

    ANLATIM
    Duygu ve düsüncelerin sözlü ya da yazili ifadesi. Edebiyatta daha çok yazili anlatim için kullanilir. Anlatimin araci sözcüklerdir. Sözcüklerin dilbilgisi kullarina uygun olarak siralanmasiyla anlatim ortaya çikar. Edebiyatta anlatim genel olarak iki türde yapilir. Biri nesir (düzyazi) digeri nazim (siir).

    ANTOLOJI
    Gerçek sanat eseri degerindeki örneklerin bir araya getirildigi derleme yapitlar. Yunanca anthos (çiçek) ve legein (toplama) sözcüklerinden türemistir. Bati’da ilk örneklerini Yunanlilar verdi. Gadarali Meleagros ile Makedonyali Filippos’un Stephanos (Çelenk) isimle derlemeleri ilk antolojidir. Türkçe’deki ilk antoloji ise Ömer bin Mezid’in 1436’da yaptigi Mecmuatü’n Nezâir’dir. 83 sairin 397 siirini kapsayan bu antolojiyi Prof. Dr. Mustafa Canpolat 1978’de Latin harfleriyle yayimladi.

    ANTONIM
    Ters anlamli sözcükler. Sicak-soguk iyi-kötü aci-tatli kisa-uzun güzel-çirkin gibi.

    APOSTROF
    Kesme isareti. Özel isimleri eklerinden ayirmak için (Ali’nin kalemi) sözcükteki düsen bir harfi belirtmek için (n’olur=ne olur) sözcügün ekiyle karismamasi için (kola’ni içtin mi) kullanilir.

    ARAÇSIZ ÜSLUP
    Bir fikri bir duyguyu söyleyenlerden dogrudan dogruya aktarmak. Monolog ve diyaloglar araçsiz üslup örnekleridir.

    ARKAIZM
    Bir dilin eskimis sözcüklerini ya da cümle kuruluslarini kullanarak edebi eser yaratma. Bu eserlere arkaik denir.

    ASALET
    Edebi eserlerde terbiye disi çirkin bayagi müstehcen ve galiz sayilan sözcüklerden kaçinmak. Edeb-i kelam ya da mümtaziyet de denir. Tersi eserlere hasaset adi verilir.

    ASKI
    Halk edebiyatinda saz sairleri aralarindaki siir yarismalarinda kazananlara verilmek üzere duvara tüfek kiliç heybe saz gibi seyler asardi. Bunlara aski askiyi kazanmaya da aski indirmek denir.

    ÂYÎNE
    Sözcük anlami aynadir. Herhangi bir seyi veya hali yansitan gözönünde canlandiran anlaminda kullanilir. Tasavvuf edebiyatinda dünya Allah’in tecelli ettigi bir aynadir.

    Facebook Sayfamızı Begen | Dil Seçimi / Language selection

  2. #2
    Combekibot - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Durum: Combekibot âíå ôîğóìà
    Üyelik tarihi : 02.Ekim.2003
    Yaşı: 28
    Mesajlar : 58
    Tecrübe Puanı : 0
    Array

     

    images/yorumlarinizi.png
    <
    B
    BAB
    Bir edebi eserin düzenlenmesinde konularin ele alinip islenmesine göre ayrildigi bölümlerden en genis olani.

    BÂDE
    Üzüm sarabi. Ama tasavvuf edebiyatinda ask anlamindadir.

    BAHR-I TAVÎL
    Vezinli kafiyeli uzun nesir cümlelerden kurulan Divan edebiyati nazim türü. Fe’ilatün mefa’ilün müstef’ilün gibi cüzler arka arkaya tekrarlanir. Türk edebiyatinda çok az kullanilmistir.

    BALAD
    Üç uzun bir kisa bendden olusan Bati edebiyati nazim türü. Uzun bendlerin dize sayisi 6-10 arasinda degisir. Kisa bend ise 4-5 dizedir. Bu bend tanriya krala prense ithaf bendidir. Her bendin sonundaki misra bir tür nakarattir. Masal ve hikaye niteligindeki bendleri ele alip isleyen kisa ve hikayesi olan siirlerdir.

    BASITNAME
    Divan edebiyatinda yalin Türkçe ile yazilmis gazeller. Bunlara Türkî-i basit gazel de denir. Basitnamelerde Arapça ve Farsça sözcüklerle tamlamalar çok azdir. Örnegin:

    Düsdi bu gönlüm sana hey sevdügüm
    N’ola yakissan bana hey sevdügüm

    Çün seve geldi seve gider seni
    Bu gönül önden sona hey sevdügüm

    Ayruluk derdi bana bir bun durur
    Kim döyer imdi buna hey sevdügüm

    Turmadim uçmak diler gönlüm kusi
    Yüce köskünden yana hey sevdügüm

    Yüzüni gözler güzel bu uyüzden ay
    Giceler kalur tana hey sevdügüm

    Agzini öpmek ana ol kim senün
    Sögme yok yire ana hey sevdügüm

    Câni dahi bir kez ana hey sevdügüm
    Edirneli Nazmi

    BEDÎ
    Sözü kulaga hos gelecek ve ruha heyecan verecek sekilde güzellestirme yollarini gösteren bilim. Ilm-i bedî de denir. Bu isim altinda toplanan sanatlar iki gruba ayrilir:
    Sözle ilgili sanatlar (Sanayi-i lafziye): Cinas istikak seci kalp tedvir aks teddil tasri tarsi gibi.
    Anlamla ilgili sanatlar (Sanayi-i mâneviye): Ilhan tevriye tenasüp mübalaga leff ü nesr tens_k mügalata-i mâneviye tecahül-i ârif hüsn-i ta’lil tezat istifham rücu tekrir telmin insal-i mesel istidrak tevcih iktibas gibi.

    BELÂGAT
    Düzgün ve yerinde söz söyleme sanati. Sözün düzgün açik anlasilir güzel olmasini söyleme nedeniyle söylenene göre düzenlenmesini ögreten bir bilimdir.

    BERÂAT-I ISTIHSAL
    Sözün basinda eserde anlatilanlari belirten sözcük ya da söyleyisler. Berâat üstün gelmek istihsal yeni ayin görünmesi yagmurun yagmasi çocugun dogarken çiglik atmasi anlamlarina gelir. Bu edebi sanata hüsn-i ibtida adi da verilir. Amaca iki yolla ulasilir. Bir iliski kurularak ya da iliski kurulmadan. Iliski kurulmasina tahallüs kurulmamasina iktidab denir. Sinan Pasa’nin Tazarru’namesi Fuzuli’nin Hüsn’ü Ask’i Cevdet Pasa’nin Belagat-i Osmanniye adli eserlerinde bu sanatin güzel örnekleri vardir.

    BERCESTE
    Öz güzel latif ince anlamli kolayca hatirlanan yapisi saglam dize ya da beyit. Dize için daha çok misra-i berceste beyit için de beyt-i berceste tanimlamalari kullanilir. Genel anlamda bir siirdeki en güzel dize ya da beyit de denebilir. Bazi berceste örnekleri:

    Uyduk dil-i divâneye dil uydu hevâya
    Ruhi

    Su uyur düsmen uyur hasta-i hicrân uyumaz
    Seyh Gâlib

    Çesmini gördüm unutdum derdi de dermâni da
    Seyh Gâlib

    Olmaya devlet cihanda bir nefes sihhat gibi
    Muhibbî (Kanuni)

    Sîrler pençe-i kahrimda olurker lerzân
    Beni bir gözleri âhûya zebun etdi felek
    II. Selim

    BERDAR
    Asilmis daragacina çekilmis. Divan ve tasavvuf edebiyatinda sevgilinin saçlarina vurulan "âsik"i tanimlamak için kullanilir. Örnegin:

    Ayagi yire mi basar zülfine ber-dâr olanun
    Zevk ü sevk ile virür cân ü seri döne döne
    Necati

    Dâr olam gerdâr olam ber-dâr olam mansûr olam
    Yunus Emre

    BEZM
    Sohbet muhabbet içki meclisi. Daha çok divan edebiyatinda kullanilir. Tamlamalar halindedir. Örnegin bezm-i nûsânûs durmadan içilen meclis demektir. Bezm-i vüslat kavusma meclisidir. Bezm-i muhabbet ask meclisidir. Bezm-i mey içki meclisidir. Tasavvuf edebiyatinda bezm-i elest sekli kullanilir. Baslangici olmayan zaman demektir.

    BILADIYE
    Beldeleri konu edinen edebi eserler. Sanatçilar gördükleri gezdikleri sevdikleri ya da görmek istedikleri beldeleri nazim ya da nesir seklinde anlatir. Divan edebiyatinda Ferdi Dervis Ömer Efendi gibi sairlerin biladiyeleri vardir.

    BOZLAK
    Halk edebiyatimizda bir ezgi türü. Konusunu asiret kavgalarindan kan davalarindan ask maceralarindan alir. Çoklukla Güney ve Orta Anadolu bölgelerinde söylenir. Afsar bozlagi Urum bozlagi gibi türleri vardir.

  3. #3
    Combekibot - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Durum: Combekibot âíå ôîğóìà
    Üyelik tarihi : 02.Ekim.2003
    Yaşı: 28
    Mesajlar : 58
    Tecrübe Puanı : 0
    Array

     

    images/yorumlarinizi.png
    C-Ç


    CEM’IYYET
    Birbirine uygun veya birbirine karsit anlamli sözcükleri bir arada bulundurma. Böyle sözlere cem’iyyetli adi verilir.

    CEVAZ-Î EDEBÎ
    Sözcügü vezne uydurmak amaciyla bazi degisikliklerle kullanilmasi hecelerin seslerin ucun ya da kisa okunmasi seklinde yapilan yanlislari hos karsilama. Siirde böyle kullanislar "kusur" kabul edilir.

    CEZÂLET
    Söyleyisleri kulaga sert gelen sözcükleri tanimlar. Uyumu konuya göre ayarlayan önemli bir anlatim sekli. Örnegin sanatçi siddet büyüklük vakar ölüm korku savas gibi konulari anlatirken ya da islerken sözcükleri de anlattigi konuya uygun düsecek kalin sesliler arasindan seçer. Savasi anlatirken çekâçâk gülbank gibi sözcüklerin kullanilmasi gibi. Bu tür kalin seslilere elfâz-i cezele tasidiklari nitelige de cezâlet denir. Örnegin:
    Saflar düzüp hücum hücum edilecek hayl-i düsmene
    Dehset âsimân u zemîn pür-figân olur

    Evc-i havâda çekâçâk i tigden
    Âvaz-i ra’d u sâika reh-gümkünân olur
    Nef’i

    CÖNK
    Halk edebiyati ürünlerinin yazildigi defterler. Bir tür antoloji sayilirlar ve yazarlarinin kim oldugu çogu zaman bilinmez.

    ÇAPRAZ KAFIYE
    Dörder misrali bendlerle kurulan nazim sekli. Her dörtlügün tek sayili dizeleri ile çift sayili dizeleri kendi aralarinda kafiyelidir. Dörtlük sayisi sinirli degildir. Her tür konuya uygun oldugu için çok kullanilir. Çaprazlama da denir. Örnegin:
    Hâfiz’in kabri olan bahçede bir gül varmis
    Yeniden her gün açarmis kanayan rengiyle
    Gece bülbül agaran vakte kadar aglarmis
    Eski Sîrâz-i hayâl ettiren âhengiyle
    Yahya Kemal Beyatli (Rindlerin Ölümü)

  4. #4
    Combekibot - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Durum: Combekibot âíå ôîğóìà
    Üyelik tarihi : 02.Ekim.2003
    Yaşı: 28
    Mesajlar : 58
    Tecrübe Puanı : 0
    Array

     

    images/yorumlarinizi.png
    D

    DANDIZM
    Yapmacik üslup. Bu üslup sanatçilarin taklit edilmemek amaciyla kullandiklari üsluptur.

    DARAYAK
    Âsik edebiyatinda kafiye olma olasiligi düsük sözcükler. Âsikin karsilasma ya da atisma sirasinda en azindan dört ayak kafiye bulmasi gerekir. Diger âsik da ayni ayakta dört sözcük söylemek zorundadir. Darayak bu durumda ise yarar. Darkapi olarak da adlandirilir.

    DARB-I MESEL
    Meydana gelen bir durumu olayi bir örnekle anlatmakta kullanilan kaliplasmis anlamli sözler. Durûb-i emsâl diye de bilinir.

    DEKANLIK
    Edebiyati soysuzlastirdiklari öne sürülen sanatçi ya da akimlara verilen isim. Örnegin Ahmet Mithat Efendi Edebiyat-i Cedide sairlerini gülünç göstermek için onlara dekanlar demistir.

    DELÂLET
    Söz ile anlam arasindaki baglanti. Bir sözcügün okundugu ya da söylendigi zaman beyinde canlandirdigi anlam. Iki baslikta incelenir:
    Sözle alakali olmayan delâlet (gayr-i lafzi delâlet): Bu da ikiye ayrilir:
    Delâlet-i vaz’iyye: Sözcükle anlami arasinda sözle ilgili olmayan çagrisima dayali bir baglanti vardir. Semsiyenin yagmuru animsatmasi gibi.
    Delâlet-i akliye: Parçanin bütünü eserin yayincisini kainatin Allah’i animsatmasi gibi.
    Sözle alakali delâlet (Lafz-i delâlet): Bu da üçe ayrilir:
    Delâlet-i mutabikiye (Uygunluk): Sözün ifade ettigi seyin bütününü ifade etmesi. Örnegin ev denince bütün odalarinin akla gelmesi gibi.
    Delâlet-i tazammuniye: Sözün ifade ettigi seyin bir bölümünü ifade etmesi. Musluktan çesme evden oda gibi.
    Delâlet-i iltizamiye: Sözün kendi anlami için gerekli olan bir baska anlamda kullanilmasi. Eli açik gönlü genis agzi siki gibi.

    DEVR ya da DEVIR
    Tasavvufa göre yaratilis (madde) ve sona eris (mead) arasindaki safhalari anlatan sistem. Tasavvufçular bu sistemi bir daireye benzettigi için bu ismi aldi.

    DEVRIYE
    Tasavvuf edebiyatinda devr konusunu isleyen siirler.

    DEYIM
    Çoklukla gerçek anlamlarinin disinda bir anlam tasiyan kaliplasmis sözler. En az iki sözcükle kurulur. Kisa ve özlü anlatim aracidir. Tesbih istiare mecaz ve kinaye unsurlariyla bir olayi tanimlar ya da ifade eder. "Agir basli" "Dostlar alisveriste görsün" gibi.

    DEYIS
    Türk halk edebiyatinda hece vezniyle söylenen siirler. Türkü destan koçaklama güzelleme taslama nefes kosma tekerleme türlerinin hepsine deyis adi verilir. "Deme" sözcügü de kullanilir.

    DEYISME
    Halk edebiyatinda âsiklarin karsilikli siir söylemesi. Atisma da denir. En az iki âsik kendi kendilerine ya da bilirkisiler ve dinleyiciler karsisinda belli kurallar çerçevesinde siir yarisi yaparlar. Birbirlerini denerler ustaliklariyla öne çikmaya çalisirlar. Deyisme su sirayla yapilir:
    Merhabalasma giris bölümüdür. Âsiklar birbirlerini ve dinleyicileri "Hosgeldiniz" "Sefa geldiniz" "Merhaba" gibi sözcüklerle rediflerine baglanan kafiyelerle dörtlükler kurarak selamlar.
    Ikinci bölümde âsiklar kendi ustalarinin siirlerinden örnekler söyler.
    Tekerleme bölümü denilen üçüncü bölüm asil deyisme bölümüdür. Ev sahibi ya da yasli bir kisi düz ya da genis ayakla deyismeyi açar. Âsiklar konu ve bend sinirlamasi olmaksizin verilen oyun üzerinden deyismeye baslar. Âsiklar asil ustaliklarini ve sanatçiliklarini burada göstermeye çalisir. Ilk ayak bitince diger âsik yeni bir ayak açar. Deyisme sürdükçe ayaklar darayak halini alir. Deyisme karsilikli soru-yanit sekline döner. Âsiklar böylece birbirlerinin bilgi ve sanatlarini ölçer. Bir sekilde karsisindakini söz söylemez haline getiren âsik deyismeyi kazanir.
    Söz söyleyememe durumuna "lebdegmez" denir. Deyismenin sonunda da âsiklar birbirlerini rahatlatmak gönül almak için karsilikli kosmalar söyler. Birbirlerini överek hosgörü örnegiyle deyismeyi bitirirler. Örnegin âsik Senlik ile âsik Feryadî’nin deyismesi:

    Senlik:
    Söhretin vezir payinda
    Rütbesiyle sana layik
    Oturusun o durusun
    Hem sultana hana layik

    Feryadî:
    Sefa geldin gözüm üzre
    Olsam mihmana layik
    Seyhülislam sadrazam
    Dogru Al’Osman’a layik

    Senlik:
    Seninle oldum taassuk
    Gözlerime geldi isik
    Duymadim sen kime asik
    Dillerin Kur’an’a layik

    Feryadî:
    Bu düskün gönlüm açarsin
    Selim Sirat’i geçersin
    Kevser irmaktan içersin
    Olasan cihana layik

    Senlik:
    Kul senligi eder hürmet
    Rikabin kildim ziyaret
    Sana nasip olsun cennet
    Huriye gilmana layik

    Feryadî:
    Sefil Feryadî göresen
    Meram maksûda eresen
    Sancak altinda durusan
    Habîb-i Rahman’a layik

    DIBÂCE
    Çoklukla mensur bazen de mazmun eserlerin basinda yer alan ve eserin yazilis nedeni ile içerigini açiklayan baslangiç kismi. Önsöz mukaddime medhal sözbasi baslarken birkaç söz gibi sözcükler de dibâce karsiligidir.

    DIPNOT
    Yazarin yararlandigi kaynaklari ve alintilari metnin geçtigi yerlerde belirtmesi.

    DIYALOG
    Iki kisinin karsilikli konusmasini tanimlayan Yunanca sözcük. Roman hikaye tiyatro gibi türlerde kahramanlarin karsilikli konusmalarinin oldugu gibi yazilmasini ifade eder. En çok dram türünde görülür ve üsluba canlilik katar. Devrik cümleler kullanmaya elverislidir. Örnegin Eflatun’un diyaloglari ünlüdür.

    DÖRTLEME
    Halk edebiyatimizda dört dizelik kitalardan meydana gelen nazim sekillerinin genel adi.

    DÖSEME
    Türk halk hikayelerinin basinda geçen seçili sözler. Ayakli saya da denir. Arapça mukkaddime ve medhal Farsça dibâce’nin karsiligidir. Döseme baslama adli girisle baslar. Sonra duruma göre yalan veya tanri yaratilis üzerine bir destan bir yurt veya savas destani söylenir. Ardindan asil esere ya da anlatima geçilir.

    DRAMATIK
    Sahnede canlandirilmak üzere yazilmis eserlerin ortak adi.

    DURAK
    Hece vezniyle yazilmis siirlerde dizelerin belli bölümlere ayrildigi yerler. Durakta sözcükler bölünmez kulaga uyumlu gelen söz öbekleri olusturulur.

    DÜBEYT
    Iki beyit anlamindadir. Divan edebiyatindaki rubai türünü belirtmek için kullanilir.

  5. #5
    Combekibot - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Durum: Combekibot âíå ôîğóìà
    Üyelik tarihi : 02.Ekim.2003
    Yaşı: 28
    Mesajlar : 58
    Tecrübe Puanı : 0
    Array

     

    images/yorumlarinizi.png
    E

    EDA
    Söz ve yazidaki ifade sekli uslup tarzi anlatis yolu. Belagatçilar bunun hakikat mecaz kinaye olmak üzere üç türlü oldugunu söylerler.

    EDEB-I KELÂM
    Aci hos olmayan ayip çirkin kaba veya ugursuz sayilan seyleri kendi adlarini söylemeden baska sözle ifade etmek. Buna asâlet ve mümtaziyet adlari da verilir. Edeb-i Kelâm bir düsünceyi bir olayi incelik asâlet ve nezaketle ifade etmek için anlam kendine ait olmayan kelimeyle karsilanir. Genellikle su üç durumda bu yola basvurulur:
    1. Sözü kabaliktan kurtarmak için.
    Ölen birisi hakkinda "ölüm" yerine "Rahmet-i Ralman’a kavustu" "sizlere ömür" isi elinden alindigini bildirmek üzere "Affedildiniz" denmesi gibi.
    2. Ta’zim veya ifadeyi süslemek için. Seyh Galib’in asagidaki iki beyitten ilki ta’zim ikincisi tezyine (süslemeye) örnektir:

    Bir seb ki Sarâ-yi Ümmehânî
    Olmusdu o mâhin âsumânî
    Giydikleri âftâb-i temmûz
    Içtikleri sûle-i cihan-sûz

    3. Ifadeyi fesahat yönünden bozacak ses kelime ve terkiplerin tekrarindan kaçinmak için.

    EDISYON KRITIK
    Elestirel basim. Farkli nüshalari bulunan yazma veya matbu eserlerin aralarindaki ayriliklar tespit edilerek aslina en uygun sekilde yayinlanir. Farklar dip notlar halinde gösterildigi gibi açiklayici bilgiler de verilebilir.

    EFSANE
    Tabiatüstü özellikler gösteren kisilerin hayatlarinin ve olaylarin anlatildigi hikayeler. Efsane halkin hayalgücüyle yarattigi "ideal insan tipi"ni verir ve nesilden nesile anlatilir. Efsane ile masallar arasinda uygunluk vardir. Iki türde de olaganüstü olaylar islenir. Yalniz efsane daha inandiricidir. Bu yönüyle hikaye ve destana yaklasir.
    Efsaneler söyle ayrilir:
    1. Yaradilis efsanesi (Dünyanin yaradilisi tabiat varliklarinin meydana gelisi kiyamet günleri.)
    2. Tarihi efsaneler.
    3. Olaganüstü kisiler varliklar ve güçleri konu alan efsaneler.
    4. Dini efsaneler.
    Türk efsanelerinde kahramanlik fedakarlik cesaret ahlaki davranislar sosyal düzene baglilik Ahlah’in kudretine iman dogruluk cömertlik samimiyet gibi konular yer alir. Genç Osman Bos Besik Çakici EFe Çoban Çesmesi Gelin Kaya Cennet Dagi Kan Kuyusu Yusufçuk Kusu gibi efsaneler halk arasinda söylenegelmektedir.

    EGLOG
    Çoban siiri. Birkaç çobanin ask kir hayatinin güzellikleri üzerine karsilikli konusmalari bçiminde yazilir. Latin edebiyatinda gelisen bu siir türü genellikle Bati edebiyatinda görülür. Bir olaya dayandigi ve karsilikli kisileri konu aldigi için küçük bir piyesi andirir. Eglog Türk edebiyatinda kullanilmayan bir türdür.

    EKLEKTIZM
    Felsefede uyusabilir tezleri toplayip uyusamayanlarini bir yana birakma egilimini edebiyatta ise birbirine aykiri çesitleri bagdastiran genis sinirli zevki ifade eder.

    ELFIYE
    Binlik karsiligidir. Bin misradan meydana gelen manzum eserler için kullanilir. Elfiyeler edebiyatla ilgili oldugu gibi hadis fikih feraiz nahiv ilimleriyle de ilgili olabilir.

    ELGAZ
    Bilmece anlamina gelen lügaz kelimesinin çogulu.

    ELIFNÂME
    Genellikle misra baslarindaki kelimelerin ilkharflerinin alt alta elif’den ye’ye kadar alfabetik tarzda devam etmesi ile meydana gelen siir. Divan ve halk edebiyatimizin ortak mahsulleri arasinda yer alirlar. Dini-tasavvufi ve din disi konularda örneklerine rastlanir.

    EMOSYANALIZM
    Sanat ve edebiyat eserlerinde duyguya önem veren estetik anlayis.

    EMPRESYONIZM
    Nesneyi dogrudan dogruya tasvir ve analiz etme yerine onun uyandirdigi duygulari anlatma yolu. XIX yüzyilin sonlarinda Fransa’da dogdu. Önce resimde sonra diger sanatlarda tesiri görüldü.
    Empresyonistler dis dünyanin kendi içlerinde biraktigi izlenimi dile getirirler. Bu âlem sanatçiya sadece heyecan ve duygusal dalgalanmalar veren bir uyaricidir. Önemli olan sanatçinin kendi algilamalari ve bunlari anlatma yöntemidir. Edebiyatin bir amaca hizmet edemeyecegini savunur. Empresyonist edebiyatçilar siir kisa hikaye tek perdelik manzum piyes gibi kisa çalismalari tercih etmislerdir.

    ENTIMIZM
    Içtencilik. Insan ruhunun mahrem ve gizli sirlarini içtenlikle anlatma egilimi. Bu sanat anlayisina sahip edebiyatçilara entimist denir.

    ENTONASYON
    Cümlede heceler kelimeler ve daha büyük anlamli gruplar üzerindeki seslerin alçalip yükselmesi. Konusmacinin anlatmak istedigi anlama yardimci olur. Dinleyicileri duygulandiran heyecanlandiran costuran özellikler tasir. Cümlenin yapisina göre degisiklikler gösterir. Bazen cümlelerin anlamini da belirler.

    EPIFONEM
    Bir sözlü ya da yazili eserde anlatilanlarin hikmetli bir sözle son bulmasi.

    EPIGRAF
    Bir yapinin özelliklerini belirten ve genellikle bir plaka üzerine binanin ön yüzüne ilistirilen yaziya (kitabe) bir kitabin bir kitabi meydana getiren bölümlerin basina konan o kitapta veya bölümdeki yazilanlari özetler mahiyette sözler siir parçalari atasözleri vecizeler.

    EPIGRAM
    Eski Yunan’da mezar taslarina yazilan kisa ve epik nazim sekli. Romalilar’da çok kisa hiciv manzumesi.

    EPIZOT
    Hikaye roman veya siirde ana konuya bagli ikinci derecede olay; müzikte temalari birbirinden ayiran serbest yazilmis bölümler; tiyatroda bir aksiyona (harekete) katilmis ikinci derecede bir aksiyon; Yunan trajedisinin unsurlarini meydana getiren diyaloglu bölümlerin her biri. Bu bölümler modern tiyatroda perde adiyla bilinir.

    EPOPE
    Kahramanlik konusunu isleyen uzun siirler. Kelimenin asli "konusma nutuk sohbet" anlamina gelen Yunanca epospoien’e dayanir.

    ESREM
    Aruzdaki fe’ülün cüzünden fe ve n’yi kaldirip ûlu yerine getiren fa’lü cüzü.

    ESHAS
    Sahis kelimesinin çoklugu. Eskiden tiyatro eserlerinde ve romanlarindaki kahramanlara veya kadroya bu ad verilirdi.

    ESTER
    Aruzdaki mefa’ilün cüzünden m ve y harflerinin kaldirilip yerine getirilen fâ’ilün cüzü.

Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Bu Konu için Etiketler

Sosyal Bağlantılar

Sosyal Bağlantılar

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

 

 

 

  • | Çocuk Şarkıları | Wood Workng | Non Stop Konya | Dizi Haber | Forex Demo Hesap |
  •